Tüm yazılar
KariyerÖğrenmeMental Sağlık

İşsiz Kaldığım Dönemde Mental Sağlığım ve Yeniden Öğrenmek

Kendi isteğimle ayrıldığım işten sonra tedavi, kötü geçen görüşmeler, yeniden öğrenci olmak ve farklı yönlere açılan bir çalışma dönemi.

İşsiz kaldığım dönem diye anlatıyorum ama aslında önce kendi isteğimle işimden ayrıldım. Devam etme şansım vardı. Tedavi sürecimin ve yeni bir maceraya başlama isteğimin bu kararda büyük etkisi oldu.

Tedavi süreci iş aramamı bir süre yavaşlattı. Fakat aynı dönem bana uzun zamandır dönüp bakmadığım eksiklerimi görme, farklı alanlara açılma ve yeniden öğrenci gibi hissetme fırsatı da verdi. Hayatın her dönemi yalnızca ajite anlardan oluşmuyor; bazen zorlandığınız bir zamanın içinde gerçekten keyif aldığınız yeni bir düzen de kurabiliyorsunuz.

Kötü geçen görüşmeler iyi bir ayna olabiliyor

Tamamen dürüst olmak gerekirse ilk üç iş görüşmemden ikisi benim adıma kötü geçti. Üç yıllık çalışma dönemimin son bir yılında, iş dışında yeni şeyler öğrenme isteğim epey azalmıştı. Günlük sorumluluklarımı yerine getiriyordum ama bazı konulardaki eksiklerim giderek sivrilmişti.

O iki görüşme bunu saklanamayacak kadar görünür hale getirdi.

İlk anda moral bozucu olsa da sonrasında kendimi toparlamak için güçlü bir sebebe dönüştü. Görüşmelere giriyor, zorlandığım veya cevaplayamadığım konuları not alıyor, çıktıktan sonra bu notlara çalışmaya başlıyordum. Görüşmeler yalnızca işe girip giremediğim bir sınav olmaktan çıktı; çalışma planımı güncelleyen geri bildirim seanslarına dönüştü.

Yeniden okula dönmüş gibi

Bir süre hayatım gerçekten okula geri dönmüşüm gibi ilerledi. Günde üç-dört saat notlar alıyor, küçük projeler geliştiriyor, kod egzersizleri çözüyor ve YouTube videoları izliyordum. Zorlayıcıydı ama aynı zamanda uzun süredir öğrenirken bu kadar eğlenmediğimi fark ettim.

Bazı kaynaklarda yabancı dil bilgim yetersiz kalıyordu. Bazen de aradığım içerik hiç bilmediğim bir dilde oluyordu. Önce yabancı dilimi geliştirmek için bir plan hazırladım. Sonra bu problemi yalnızca kendim için çözmeye çalışırken yeni bir proje fikri çıktı.

Dublör’ün ilk kez çalıştığı an

Liseden beri arkadaşım olan ve daha önce Hayalet Sevgilim’i birlikte yaptığımız Berkay’la Dublör üzerinde çalışmaya başladık. Amaç, yabancı dildeki videoları gerçek zamanlıya yakın biçimde Türkçe seslendirebilen bir tarayıcı deneyimi oluşturmaktı.

Performans sorunları, gecikmeler ve birbirini bekleyen işlem adımlarıyla uğraştık. İlk kez gerçekten çalıştığı an ise büyüleyiciydi. Hemen ekran kaydı alıp LinkedIn’de paylaştım.

O sırada aracı kendim kullanabiliyordum fakat projeyi herkese açacak ve uzun süre arkasında duracak maddi gücüm yoktu. Bu yüzden yayınlayamadım; local ortamımda kullanmaya devam ettim. Yarım kalmış gibi görünse de bana performans, gecikme, ürün maliyeti ve sürdürülebilirlik hakkında çok şey öğretti.

Bir projenin çalışmasıyla yayınlanabilir olması arasındaki farkı en net burada gördüm.

Sadece backend çalışmadım

Kendime yaklaşık üç-dört aylık bir çalışma planı çıkardım. Farklı yazılım dillerinde pratik yaptım. Bu sırada freelance işler aldım; bunların bir kısmını projeler bölümünde görebilirsiniz.

Oyun geliştirmeye merak saldım, 3D çizim öğrenmeye çalıştım ve biraz da olsa ilerledim. React Native ile mobil uygulama geliştirmeyi öğrendim. Cloud tarafındaki eksiklerimi kapatmaya, bir ürünün fikirden yayına kadar geçtiği tüm senaryolara ve kavramlara bakmaya çalıştım.

Bu alanların hepsinde uzman olduğumu söylemiyorum. Zaten amaç da o değildi. Backend tarafında daha güçlü olsam bile mobilde, frontend’de, cloud’da ve ürün tarafında yaşananları görmek backend’e bakışımı derinleştirdi. Bir API’nin yalnızca doğru cevap dönmesi değil, onu kullanan yüzeyin ve onu taşıyan altyapının ihtiyaçları da daha görünür hale geldi.

Kısa bir sözleşmeli dönem

Bu süreçte iyi ve kötü görüşmeler devam etti. Sonunda sözleşmeli bir işe girdim ve yaklaşık üç ay full stack developer olarak çalıştım. Son ayımda DevOps tarafına da geçtim.

Global bir ekiple çalışmak farklı iletişim biçimlerini, belirsizlik içinde ilerlemeyi ve kısa sürede sorumluluk almayı deneyimlememi sağladı. Oradan da güzel arkadaşlıklar ve değerli tecrübelerle ayrıldım.

Şimdi yeniden iş arıyorum.

Eksikler bitmiyor, bu kötü bir şey değil

İşsiz olduğum dönemin tamamını verimli, motive ve kusursuz geçirdim gibi bir hikâye anlatmak istemiyorum. Tedavi süreci vardı, kötü geçen görüşmeler vardı, maddi sınırlar vardı. Bazen ne kadar ilerlediğimi göremediğim günler de oldu.

Ama aynı zamanda yeniden öğrenmenin tadını aldığım, farklı şeyler deneyebildiğim ve hangi konularda güçlenmek istediğimi daha net gördüğüm bir dönemdi.

Eksikler hiçbir zaman tamamen bitmeyecek, bunu artık biliyorum. Benim için önemli olan hepsini aynı anda kapatmaya çalışmak değil; merakımı kaybetmeden çalışmaya devam etmek, geri bildirimi kişisel bir yenilgi gibi görmemek ve gerektiğinde yeniden öğrenci olabilmek.

SONRAKİ YAZIMonitoring Masasından Backend’e: Nasıl Başladım?